
2028’e Kadar Sabır, Sonra
YKS ve LGS’de “Beceri” Vaadi
Milli Eğitim Bakanlığı, yıllardır eleştirilen sınav sistemine dair yeni bir vaat daha sundu. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, 2028 yılından itibaren YKS ve LGS’de “beceri temelli” sorulara geçileceğini açıkladı. Ancak bu açıklama, eğitim kamuoyunda bir umut kadar derin bir güvensizliği de beraberinde getirdi.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla 2024-2025 eğitim öğretim yılında yürürlüğe giren yeni müfredatın, ölçme ve değerlendirme ayağının ancak dört yıl sonra sınavlara yansıyacak olması, sistemin ne kadar gecikmeli ve plansız ilerlediğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bugünün öğrencileri deneme tahtası olurken, gerçek değişim yine “geleceğe” ertelendi.
Yelkenci’nin açıklamalarına göre MEB; Talim ve Terbiye Kurulu’ndan Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne kadar tüm birimleriyle sahada izleme yaptığını, çalıştaylar düzenlediğini, pilot uygulamalar gerçekleştirdiğini söylüyor. Ancak sahadan gelen sesler bambaşka:
Kalabalık sınıflar, müfredatı yetiştiremeyen öğretmenler, ölçme-değerlendirmede neyin nasıl yapılacağını hâlâ net olarak bilmeyen okullar…
Bakanlık “beceri” diyor, ama okullarda hâlâ ezber, yarış, sıralama ve eleme hüküm sürüyor.
ÖSYM ile yürütülen soru modellemesi çalışmaları, çoktan seçmeli sınavlarda “becerinin” nasıl ölçüleceği sorusunu gündeme getiriyor. Yani bir yandan “bilgiyi değil beceriyi ölçeceğiz” denirken, diğer yandan aynı sınav mantığı korunuyor. Değişmeyen şey ise öğrencilerin kaderini belirleyen tek oturumluk sınav gerçeği.
Yetkililer, bunun bir “sınav sistemi değişikliği olmadığını” özellikle vurguluyor. Bu cümle, aslında meselenin özeti:
Değişim var deniyor ama sistem olduğu gibi duruyor.
Uluslararası sınavlar olan PISA ve TIMSS örnek gösteriliyor. Ancak Türkiye’de bu sınavların sonuçları yıllardır eğitimdeki eşitsizliği, bölgesel uçurumları ve sosyoekonomik farkları ortaya koyarken, bu gerçekler sınav sistemine neden yansıtılmıyor?
En kritik soru hâlâ cevapsız:
Beceri temelli eğitim, fırsat eşitliği sağlanmadan mümkün mü?
Bugün özel okullarda, kurslarda ve özel derslerde “bağlam temelli, yorum gücü yüksek” sorulara hazırlanan öğrenciler varken; devlet okulunda imkânsızlıklarla mücadele eden çocuklar için bu sistem yeni bir eşitsizlik dalgası yaratmayacak mı?
2028’e kadar “endişe etmeyin” deniyor.
Ama bu ülkede öğrenciler endişeyi yıllardır sırtlarında taşıyor.
Çünkü mesele sadece soru tipi değil.
Mesele; adalet, eşitlik ve çocukların geleceğinin gerçekten kimler için planlandığı meselesi.
Okuldan Sesler sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.